OCTAVIO QUINTANILLA- Sürgünler – İç Beni – Kırılganlık – Hayatımın Aşkı – Mezmur – Hep Bir Şehir Olacak
-I- Sürgünler O kıtada adım, kulağa tuhaf gelir. Octavio’nun baş harfi içe doğru açılan bir ağızdır. O kıtada, bizi ayıran okyanus oluşum biter ve o nehre dönüşürüm, annenin sen çocukken saçlarını yıkadığı. Orada bul beni. İçtiğin suda, Yağmurda havlayan köpekte, Bana benzeyen erkeklerin gözlerinde bul. O kıtada seni karnında adımın baş harfi “O” ile hayal ediyorum. Seni ellerinden tutup, çekildiğin yere götürmemi istiyorsun. Oraya gittiğimizde bana şefkat göster ve sol göğsünü sun. Onu, ışık saçan bir yıldız gibi elinde tut. İşte orada alnımı tükürüğünle vaftiz et. Kim olduğumu sil ve bana yeni bir isim ver. Rüzgârın dudaklarında tanıyacağın ve babanın söyleyebileceği bir ad olsun. Bırak, doğduğun kıta yaşamımın son yarası olsun. Asla iyileşmeyecek ve bedenimi hatıraların gücüyle saran, İlk kez tattığımız bu gerçek aşkın ellerine sarılan yara olsun. -II- İç Beni Babanın ellerine sahip olamayacağım hiç Asla bana koşamayacaksın ve seni beş yaşındaki gibi Yukarı kaldıramayacağım bir daha Şimdi oturduğun yerde oturuyor Olduğun yerde duruyorum Ağzından ne kaldıysa hatırımda, onunla yiyorum Öyle bir mesafe var ki saf uzaklıktan ibaret, Özlem bile ölçemez Ama ben hep kemiğe dokunduğunu ve ona can verdiğini hayal ettim Beni nehir gibi dingin olmaya çağıran sesini dinliyorum Öyleyse dişi bir geyik gibi Göğsümün kenarına yanaşabilirsin Eğ başını -III- Kırılganlık Bazı sabahlar dünya sevgi doludur. Pencerenin ardında cıvıldasın diye İsim veremeyeceğin bir kuş gönderir sana. Bu kuş sen kimi istersen o olur. Bencillik yüzünden kaybettiğin aşkın, Ya da senin özür dileyen genç halindir. Kaç kere daldırdın elini aynaya Ve dokunmaya çalıştın Seni yok edecek son dalgalara? Masumiyete inanırdın Ve şimdi bu kuş sana şunu hatırlatıyor; Bu sabah istediğin tek şey, Onun cıvıldayan bir kuş olması Başka bir şey değil. İstediğin her şey yanı başında: Vücudu seninkine yaslanmış, Yüzün onun saçlarına yarı gömülü, Kolların, Sarabileceğin tüm olgunluğun etrafında. -IV- Hayatımın Aşkı Ne kadar zor olabilir yatağıma annem olarak gelmen? Yeni doğmuş bir bebeğim, doyur beni Terk edilmiş kuzuyum Çelimsiz yavruyum Şımarık bir çocuğu dövmek için ikiye kırılmış ağaç dalıyım Hatırayım tepeden tırnağa Bir anne ol ve uyuyayım diye sev beni Yüreğimin kulağına bebek gibi konuş Elini başımın üstünde gezdir Bu gece, benim sevgilim değilsin Bu gece, senin kocan değilim Ben bu gece, senin kayıp oğlunum Sen, ağzımın kenarındaki süt -V- Mezmur Dün gece babamın elini tutarak uyuya kaldım, Tanrım, ve ağzımda küllerle uyandım. Bana, ölmeye hazır olduğunu ve hayalet gölgesinin kendi elleriyle yaptığı evin üstüne konmasına izin vereceğini söylüyor. Ama soluk renkli sol gözü bana farklı bir hikaye anlatıyor. Şafakta onu işe çağıran horozun sesini duymak istiyor ve karısı ona bir fincan kahve yaparken onun yavaş kalp atışlarını dinlemek, göğe yükselmeden çok daha önce. Ebediyeti görmek istiyor, Tanrım, ve böylece, ona ulaştığını bilmek. İmkânsız, biliyorum. Annemin hatırı için, babama hayatta kalmasını hatırlatmalıyım. Annem bir ülkede ölecek ve orada son düşünceleri başka bir ülkeye ait olacak. Ve ben de diyorum ki, kulağını yaklaştır başıma, Tanrım. Küçük keder makinasını dinle. Sustur şunu. Başkalarının seni kendi çıkarları için kullandığı gibi, bir kerecik olsun, benim dileğimin seninkini alt etmesine izin ver. -VI- Hep Bir Şehir Olacak Asla sana ait olmayacak bir şehir hep olacak, ayışığında esaret altında yürümeyi kimsenin sevmediği bir yer. Dikkat et: Biri her zaman bacaklarını kesmeye çalışacak, diz çöküp yeni bir dua öğrenebilesin diye. Şehri terk edersen, artık onu sevmiyorsun demektir. Eğer uyursan, geçmişi eski adıyla aramak için uyanırsın. Her zaman bir isim vardır, dile gelmez bir ifade. Bir kez ayrıldın mı, nasıl geri döneceğini unutursun. Kapıların kilitlenmediği, köpeklerin tavukları ölümüne kovaladığı, erkeklerin yabancıları karılarıyla uyusunlar diye davet ettiği küçük bir köyde bulacaksın kendini. Onlar da şehirlere dönmek istiyorlar hiç terk etmek istememişlerdi ilk başta. Gündüzleri dünya seni şaşırtmaktan vazgeçer, ve sen ayrılmayı çok düşünürsün. Kendini eski bir aşk mektubunda bulursun: Sevgili __________, ve sonra gidecek hiçbir yerin kalmaz, görmek için arayacağın bir insan da, eğer hala evdeysen. Çeviren: Aycan Gürlüyer
Octavio Quintanilla is the 2025 Texas Poet Laureate and the author of the poetry collections, If I Go Missing (Slough Press, 2014) and The Book of Wounded Sparrows (Texas Review Press, 2024), which was longlisted for the National Book Award, a finalist for the Juan Felipe Herrera Best Poetry Book Award, and a 2026 Finalist for the Kingsley Tufts Poetry Award. Most recently, he published Las Horas Imposibles / The Impossible Hours, winner of the 2024 Ambroggio Prize of the Academy of American Poets and winner of the Burdine C. Johnson Award for Best Book of Poetry from the Texas Institute of Letter (University of Arizona Press, 2025).
Octavio is the founder and director of the literature & arts festival, VersoFrontera, publisher of Alabrava Press, and former Poet Laureate of San Antonio, TX. His Frontextos (visual poems) have been published and exhibited widely. He teaches Literature and Creative Writing at Our Lady of the Lake University and was recently inducted into the Texas Institute of Letters.
****
Tiyatro eleştirmeni, akademisyen, çevirmen ve yazar Aycan Gürlüyer, İstanbul Üniversitesi Yabancı Diller Yüksek Okulu’nda İngilizce Öğretim Görevlisi’dir. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji Bölümü’nde Doktora eğitimine devam etmektedir. Gürlüyer, Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde lisans eğitimini, yüksek lisansını ise aynı bölümde Çağdaş Amerikan Tiyatrosu alanında tamamlamıştır.
Gürlüyer’in ulusal ve uluslararası birçok konferans bildirisi, yurtiçi ve yurtdışında yayımlanmış makaleleri ve bir kitap içi bölümü bulunmaktadır. Deneme, akademik makale ve eleştirel yazılar kaleme almasının yanı sıra tiyatro oyunları, kısa hikâyeler ve şiir çevirisi yapmaktadır. Kültür ve sanat alanındaki çalışmaları takip eder, çeşitli yayın kuruluşlarında yazar ve röportaj yapar. Tiyatro…Tiyatro Dergisi köşe yazarıdır ve yazıları İstanbul’da Sanat sitesi Seyir Defteri köşesinde, tiyatro ve opera bale dergisi Sahne, Hece, TEB Oyun ve Filmstudio dergilerinde ve metin yazarı olarak hazırladığı haberleri birçok gazetede yayımlanmıştır. Yelkensiz Poetry ve Edebiyat Ortamı dergilerinde yazıları, kendi şiirleri ve birçok şair ve yazardan yaptığı kısa hikâye / şiir çevirileri yer almaktadır. Eserlerini İngilizce’den Türkçe’ye çevirdiği şair ve yazarlar Ana Castillo, Octavio Quintanilla, Joseph Fasano, Santiago Vaquera – Vásquez, Gabriella Gutiérrez y Muhs ve Ralph Pennel’dır.
