Son 25 yılın tarihini düşündüğümüzde (2000-2026) milenyum başında ABD’nin Irak’ı işgali, internetin dünyada yaygın olarak kullanılmaya başlanması ve sosyal medyaya doğru evrilen elektronik devrimler, yapay zekada yaşanan hızlı ilerleme, insanlığın uzayda yaptığı keşiflerin muazzam derecede ilerlemesi, Korona virüs salgını gibi gelişmeleri görüyoruz.
Şiirin tarihine baktığımızda edebiyat ile birlikte bu gelişmelerden etkilendiği kuşkusuz. Bu soruşturmamızda sizlere sormak istediğimiz, bu gelişmelerin sonucunda yaşanan farklılaşmaların şairleri ve şiiri ne tür bir değişime sürüklediği olacak.
Şiir, bu değişimlere karşı -geçtiğimiz 25 yılda- ne tür bir pozisyon aldı? Bu etkileşimden sağ çıkabildi mi? Dünyaya cevap verme gibi bir pozisyonu varsa ya da bu değişimlerle hiç ilgilenmiyorsa, aldığı pozisyonlar açısından kendisini ilerletti mi?
Dijital dünyaya doğru ilerleyen şiir yayıncılığı, buraya bile isteye mi geldi? Yoksa bu bir “sürüklenme” şeklinde mi oldu?
*****
YÜKSEL PAZARKAYA
DİJİTAL KÖLE
Aydınlanmaya, bireyleşmeye koşut olarak 18. ve 19. yüzyılda gerçekleşen sanayi devrimi öncesi kölelik gündemdeydi. Sanayi devrimiyle sermayeye bağımlı emek ve emekçilik süreci başladı. Toprak köleliğinden sanayi ve sermaye bağımlılığına dönüşüm, eğitim, aydınlanma yoluyla bilinci belirlemeyi de beraberinde getirdi. Bilgi ve bilinç birikimi, sermaye bağımlılığına ve kapitalist baskı düzenine karşı, birey olarak varlık, özgürlük, demokrasi ve insan hakları talebini oluşturdu. Bu oluşumda bilim ve felsefe yanı sıra sanat, edebiyat, dolayısıyla şiir en etkin etmen oldu.
İçinde bulunduğumuz dijital devrim, insan ve insanlık için bilim ve sanayi devriminden daha büyük temel değişime evriliyor. Bilgi ve bilinç birikimini tehdit ediyor. İnsanlığın bu birikimini hem veri dağarcığı olarak kullanıyor, hem de kullanırken bilinci, dolayısıyla birey olarak varlığı yok edici bir tehdit oluşturuyor. Bu tehdit kuşkusuz kültür birikimini, kültür varlıklarını, insanlık değerlerini, bu demek, sanat, edebiyat ve şiiri de hedef alıyor.
Daha şimdiden yapay zeka (YZ) yaygın olarak sahtecilikte kullanılıyor. Yalan ve sahtecilik, sınırsız bilgi sunumu kandırmacası, zihni ve doğal zekayı devre dışı bırakıp kütleştirmeye yönelik. Türedi dijital teknoloji oligarkları, zihni ve zekayı kütleştirerek, dijital cehaleti, yeni bir kölelik sürecini başlatıyor. Bu yüzden, ulusal egemenlikten, barışçıl bir uluslararası kural düzeninden, özgürlük, demokrasi ve insan haklarından haz etmiyor. Sömürüyle yığdıkları parasal varlıklarına dayanarak, saltık egemenlik oluşturuyorlar.
Buna karşı direnmenin ve korunmanın yolu, aklın, doğal zekanın bu gelişimin olumsuz yanlarıyla savaşımıdır. Bu savaşım ancak bilimsel eğitim, sanat, edebiyat ve şiirle mümkün, birlik ve dayanışmayla.
İnsanlığın var olmasıyla müzik ve şiir de var olmuştur. Süreçte bunlardan diğer sanatlar türemiştir. Müziği ve şiiri insanlık tarihinde hiçbir güç, hiçbir gelişme yok edememiştir. Dijital yapay zeka da yok edemeyecektir. Müzik ve şiir insanın sonsuz, en güçlü us, duyarlık, bilinç ve algı kaynağıdır.
Yazıdan önce şiir sözlüydü. Yazılı ortama geçince sözle birlikte dergilerde, kitaplarda varlığını daha güçlü sürdürdü. Dijital ortamda da sürdürür. Sözlü ve yazılı şiir bundan zarar görmez. Dijital ortama çeki düzen getirir.
Cehalet ve aptallık ayırdında olmadan dijital köleliğe sürükler.












